Adnan Çoker ile Berlin'den Bir Anı
- Can Berk Koç
- Aug 22, 2023
- 4 min read
Updated: Feb 23, 2024
- "Koluna girip destek olduğum yaşlı insan gitmiş, yerine müzelerdeki resimleri görmeye aç genç bir sanatçı gelmişti."

Türk resim sanatının en büyük ustalarından ressam Adnan Çoker'in aramızdan ayrılışının 1. yıl dönümünde tanışma onuruna eriştiğim büyük ressamla olan küçük bir anımı paylaşmak istiyorum.
Adnan Çoker'le annem Hülya Düzenli'nin akademiden hocası olması sebebiyle tanışıyordum daha sonra çalıştığım kurumda düzenlenen kültür-sanat gezileri vasıtası ile hocayla birçok kez yurtdışında müzeleri birlikte gezmişliğim, SNT dergisi röportajı sırasında ve annemle birlikte çok kez yemeklerde, sergilerde kendisi ile tanışıklığım sohbet etmişliğim vardır. Bunlar arasında benim için en unutulmazı ve Adnan Bey'in sanat sevgisini anlamıza yardımcı olacak olanı nisan 2013'te Almanya, Berlin'de yaşandı.
Jale Kudatgobilik'in Zeugma-Köprü Sergisinin Berlin Büyükelçiliğindeki düzenlemesi annem ressam Hülya Düzenli'nin kreatörlüğünde, 2013 yılının nisan ayında gerçekleşmiş bende bu sergide asistan olarak görevli olmuştum. Büyükelçilikte gerçekleşen bu serginin Türkiye'den de bir çok davetlisi vardı ve onur konuğu tabi ki Adnan Çoker'di. Adnan Bey diğer davetlilerden 1-2 gün kadar önce geldi. Büyükelçilikte sergi hazırlığını yapmaya devam ettiğimiz sırada Adnan Bey'in uçağının indiği saatte Hülya hoca beni ve eşimi kaldığımız otele Adnan Bey ve eşi Asuman Hanımı karşılamak, gezmek istedikleri yerler varsa eşlik etmem ve akşam yemeğinde Jale Hanım ile eşi Tuğrul Beyle buluşacağımızı bildirmek üzere geri gönderdi.
Otele gittiğimizde Adnan Bey ve Asuman ablanın odalarına yerleştiklerini öğrendik, odalarını aradım, kendi oda numaramızı söyleyerek bir ihtiyaçları olursa veya bir müzeye gitmek isterlerse onlara eşlik edeceğimizi, yol yorgunu iseler akşam yemekte buluşma saatimizi ve onlara bizim eşlik edeceğimizi söyledim. Açık söyleyeyim uçaktan iner inmez Berlin'de müze gezmelerini beklemiyordum, daha önceki seyahatlerimizde hep Adnan Beye eşlik ettiğim için teklifte bulunmaz isem ayıp ederim gibi gelmişti. Asuman abla teşekkür edip dinleneceklerini söylerken aralarında bir konuşma geçti bunun üzerine 20 dakika sonra lobide buluşmak üzere sözleştik.
Bu noktada şunu belirtmeliyim benim Adnan Beyle bir önceki karşılaşmamım üzerinden 1,5-2 yıl kadar zaman geçmişti yani hoca artık 85 yaşında, lobide karşılaşır karşılaşmaz kibarlık ederek hata ettiğimi hemen anladım. 2 sene önce koluna girmeyi teklif ettimiz de bizi red eden adam artık yaşını hissediyor, saklamıyordu. Merhabalaştık ve taksiye doğru ilerledik, tabi benim zihin tilki gibi çalışıyor onlar inmeden eşimle konuştuğumuz plan artık gerçekleşemeyecekti hemen yeni bir müze gezisi planlamalıydım. Berlin'de müzelerin bulunduğu bölgeye gidecektik Bergama müzesi yerine Alte Nationalgalerie yani Resim Müzesine gitmeye karar verdim çünkü orada sıranın az olacağını biliyordum.
Taksi bizi müze adası olarak bilinen bölgede araçların yaklaşabileceği son noktaya kadar götürdü, indik ve yürümeye başladık. Ben önde Adnan Beyin kolunda, eşim ve Asuman abla arkada sohbet ederek ilerliyoruz. Asuman abla benim yüzümün halinde anlamış olacak Adnan Beyin müze gezme teklifimizi duyunca ne kadar mutlu olduğunu anlatıyor bu sırada benim için sesim ise şu şekilde :
Nano saniyeler içinde aklımdan bunlar geçer iken Adnan bey bana müzeye ne kadar kaldığını sordu bende az ilerimizde duran ağacın arkasındaki bina olduğunu söyledim. Binaya baktı ve sonra temposu artı. O kadar artı ki artık ben ona yetişmeye çalışıyordum. Koluna girip destek olduğum yaşlı insan gitti, yerine müzelerdeki resimleri görmeye aç genç bir sanatçı geldi. Artık biz onun temposuna ayak uydurmak için çaba sarf edecektik.
Sonrası hoca ile olan müze-resim sohbetlerimizin en güzellerini barındırıyor. Adnan Bey derin bilgisi ile biz iki genç ressama sanatçıları anlatıyor arada küçük sorular sorarak bizim bilgimizi sınava tabi tutuyordu. Adnan Çoker'i tanıyanlar bilir hoca sohbetin ortasında size soru sorarak sınava tabi tutmayı pek bir severdi. Eğer cevabınızı beğenirse anlatmaya devam eder, beğenmez ise fırçaların kralı ile tanışma şansınız olurdu ya da daha kötüsü sohbeti keserdi.
Müzede eserleri bulunan sanatçılardan Manet, Boeclin, Caspar-David Frederich gibi bilenen ressamlar hakkında onun bakış açısını öğrenmek bir lütuf oldu. Asıl şaşırdığım an ise birkaç gün önce tek gezdiğimde dikkatimi çekmiş olan Anselm Feuerbach'ın "Das Gastmahl (nach Plato)" adlı çalışması üzerine olan konuşmamız oldu.

4m'ye 7.5m büyüklüğünde olan, o sırada müzenin son katında merdivenlerin olduğu boşlukta sergilenmekte olan bu resmi gördü ve anlatmaya başladı : "Efendim, şimdi bu Feuerbach pek bilinen biri değil, ün olarak "B" sınıfı kategorisinde olsada gördüğünüz gibi sağlam bir yapı kurgusu var, iyi ressam..." burası çenemin açık kaldığı an çünkü Manet, Van Gogh Böcklin, Frederich tamam, bilinen ressamlar hoca yıllarca üniversitede bu sanatçılar anlatmış... Lakin müzeyi ve eserleri ilk kez gören daha 1-2 saat önce kolunda yürümesine yardım ettiğim kişi, adını telafuz edemediğim B sınıfı bir sanatçı hakkında, görür görmez büyük bir keskinlikle bilgiler verdi. Her yıl sanatın öyküsünü tekrar eden, sanatçıların adlarını doğru telafuz etmeyi kendine görev edinmiş olan, evi müzelerde topladığı kitaplarla dolu Adnan Çoker tabi ki Feuerbach'ı bilecekti. O eşine az rastlanan kıymetlerden biriydi. Biraz sonra Sıla'yı Adnan Beyle bırakıp iki adım arkada Asuman abla'ya dedim ki : "Asuman abla tebrik ederim, nasıl bir özenle ve iyi bakıyorsun hocaya, maşallahı var, yürümekte zorlansada aklı ne kadar keskin, bu sanatçıyı hemen tanımasına şaşırdım..." Asuman abla her zamanki kibar sesi, muzip diyebileceğiniz bakışları ile kibarca teşekkür etti, mütevaziliğini elden bırakmadan, benim hocaya hayranlığımı dinleyerek biraz lafladık. Bu geziden geriye görsel olarak Osman Hamdi Bey'in "Ab-ı Hayat Çeşmesi" adlı resminin önünde olan fotoğrafımız kaldı.

Ressam Adnan Çoker Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin (Bugünkü adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) bünyesinde yetiştirdiği en büyük hocalardan biriydi. O büyük bir sanatçı olduğu kadar büyük bir eğitimciydi. Profesör ünvanı Türk Resim sanatında çok az kişiye Adnan Bey kadar yakıştı. Türk Resim sanatına ait kaynakların günümüze gelmesinde akademide açtığı sergiler ve bu sergilerin kataloglarında derlediği bilgiler önemli bir yer tutmaktadır. Sanat camiası içerisinde yaratığı tartışmalarla fenomen olmuş olan Ressam Adnan Çoker, Atatürk sevdalısı bir Cumhuriyet Aydın'ı ve Türk Resim sanatının en büyük ustalarından biridir.
Sanat tarihçiler, meslektaşları, öğrenciler ve ailesi onun hakkında çok daha derin bilgiye sahip paylaşımlar yapacaktır. Sizlerle hoca ile geçirdiğim bu güzel günü "Adnan Çoker"i tanımanıza, merak etmenize fayda sağlacağını umarak paylaştım. Ömründe uzun yaşamış ve parlamış olan Adnan Çoker ışıklarda uyusun.
Sevgi ve Saygılarımla
Can Berk Koç

Not :
Yazıda bahsi geçen, Jale Kudatgobilik'in Zeugma-Köprü Sergisi Nisan 2013 tarihinde, Hülya Düzenli Kreatörlüğüne, Tuğrul Kudatgobilik'in çabaları ile Berlin'de Türk Büyükelçiliğinde gerçekleşmiştir.
Fotoğraf Bilgisi :
- 1. fotoğraf Hülya Düzenli, Can Berk Koç ve Adnan Çoker SNT dergisi röportaj gününde Tamer Poyraz Demiralp tarafından çekildi.
- 2. Fotoğraf kaynak linki : https://id.smb.museum/object/961801/das-gastmahl-nach-plato-zweite-fassung
- 3. fotoğraf Adnan Çoker, Sıla Güven, Can Berk Koç Alte Nationalgallerie Berlin, Asuman Çoker'in objektifinden
- 4. fotoğraf Hoca tarafından imzalanmış sergi kataloğu, çeken Can Berk Koç
#fevkaladesohbetler #blog #sohbet #sanat #kültür #felsefe #art #resim #ressam #anı #adnançoker #artist #türksanatçı #türkresimsanatı #drawing #canberkkoç
Comentários